DÜNYA SİNEMASINDAN BAZI OYUNCULAR.. (4)
|
|
|
|
|
|
| Bruce Willis | |
1988 yapımı " Die Hard " ( Zor Ölüm ) ile Hollywood'un vazgeçilmez kahramanları arasına giren Willis, oynadığı filmlerin yanı sıra Demi Moore'la olan çalkantılı evliliği ile de sürekli gündemde kalmayı başarıyor. Arnold Schwarzeneger ile Slyvester Stallone gibi oyuncuların başını çektiği, kasla kaplı bir vücut , tek heceli kelimeleri aşamayan konuşma kabiliyeti ve olabildiğince zayıf duygusallık gibi özelliklere sahip kahraman tiplemesinin dışında farklı bir portre çizen Bruce Willis, sinema dünyasındaki başarısını daha ziyade o korkusuz ve atılgan bakışlarını çocuksu ve oldukça seksi gözüken gülümseyişi ile bütünleştirebilmesine borçlu.Babası ordu görevlisi olan Willis, dört kardeşin en büyüğü olarak Almanya'nın Idar-Oberstein bölgesinde dünyaya geldi. 1957 yılında babasının görevinin sona ermesi üzerine ailesiyle birlikte Amerika'ya yerleşti. Okul yılları boyunca oldukça aktif olan Willis, öğrenci konseyinin başkanlığının yanı sıra çeşitli drama kulüplerinde görevler alıyordu. Üniversiteye gitmek yerine hemen iş hayatına atılmayı tercih eden aktör, Du Pont adlı bir fabrikada ulaştırma görevlisi olarak işe başladı. Fabrikada yaşanan bir iş kazasıyla birlikte geleceğe dair beklentileri ve umutları olduğunu fark eden Willis, hayatının geri kalanını mavi gömlekli bir işçi olarak geçirmemeye karar verdi. Blues müziğine karşı duyduğu sevgi onu R&B adlı bir lokalde armonika çalmaya yöneltti. Daha sonraları çeşitli yerlerde güvenlik görevlisi olarak çalışan Willis, tiyatroya olan merakının tekrar canlanması üzerine Montclair Devlet Koleji'nde drama eğitimi almaya başladı. Bir süre Broadway oyunlarında yer aldıktan sonra yeteneğini sinemada kullanmaya karar verdi ve Manhattan'ın yolunu tuttu. New York'taki ünlü oyuncuların mekanı olarak ünlenen Cafe Central'da çalışan Willis, korkusuzca bir filmde rol kapmanın yollarını aradı. En sonunda iyi bir fırsat yakalamayı başaran aktör, acemiliğini " Heaven and Earth "te yendikten sonra ilk önemli çıkışını Sam Shepard'ın 1984 yapımı " Fool for Love " adlı filminde gerçekleştirdi. Miami Vice adlı dizinin bir bölümünde CIA bağlantılı bir tetikçiyi canlandırdıktan sonra ulusal anlamdaki ününü Levis 501 reklamlarıyla yakaladı. " The Verdict " ve " The First Deadly Sin " gibi filmlerde oynadıktan sonra Los Angeles'a geçen aktör, 1985 yılında Madonna'nın da yer aldığı " Desperately Seeking Susan " adlı filmde rol aldı. Buradaki macerası da kısa süren Willis, New York'a geri döndü ve ABC kanalının yeni dizisi " Moonlighting"de oynamaya başladı. 1987 yılında " Stakeout " adlı filmde birlikte oynadığı Demi Moore ile Blake Edward'ın " Blind Date " filmini bitirdikten sonra evlenen Bruce Willis, Hollrwood'daki starlık mertebesine " Die Hard " ile adım attı. Filmin hem eleştirmenler safında tutulması hem de gişede yapımcıların yüzünü güldürmesi ile bir anda aranan yıldızlar arasına girdi. Bu filmin ardından yükselişe devam eden aktör, 1989 yılında " Look Who's Talking " filminde bir bebeği seslendirdi. Aynı sene " Die Hard 2 "de oynayadıktan sonra " Bonfire of the Vanities " ile " Billy Bathgate " gibi vasatı geçmeyen filmlerde göründü. Senaryosu kendi yazdığı bir öyküye dayanan " Hudson Hawk " usta bir mücevher hırsızını canlandıran aktör, gişe başarılı bir diğer filmi " The Last Boy Scout "ta oynadı. Oynadığı her filmi seyirci tarafından tutulması ile Hollywood yapımcılarının kazançlı bir yatırım olarak gördükleri Bruce Willis, " Striking Distance " ile bu ününe gölge düşürdü. " Death Becomes Her " ve " North " gibi seyirciyi sürükleyemeyen filmlerle değer kaybeden oyuncu, 1994 yılında Quentin Tarantino imzalı " Pulp Fiction " ile muhteşem bir dönüş yaptı. Kaybetmesi için anlaşma yaptığı mafyayı dolandırarak sevgilisi ile kaçmayı planlayan bir boksörü canlandıran Willis, bu filmle yakaladığı trendi " Nobody's Fool " devam ettirdi. 1995 yılında Brad Pitt ile birlikte rol aldığı " Twelve Monkeys " ile serinin üçüncü filmi " Die Hard a Vengeance "ın gişedeki başarısı ile yeniden vazgeçilmezler arasına dahil olan aktör, iki yıl sonra Luc Besson'un " The Fifth Element "inde Millia Jovovich ile başrolü paylaştı. 1998 yazının hit filmlerinden " Armageddon " filminde dünyaya çarpmak üzere olan meteoru yok etmek için kendini feda eden bir babayı canlandırdı. 1998'in haziran ayında uzun bir süredir magazin dünyasını meşgul eden evlliliğine son noktayı koyan aktör, Demi Moore'suz devam eden yaşamının ilk filmi " The Sixth Sense"te hayaletler gördüğünü iddia eden küçük bir çocuğa yardımcı olmaya çalışan bir psikologu canlandırdı. Filmin beklenmedik bir şekilde gösterdiği gişe başarısıyla oynadığı her filmi kazandıracağını ispat eden Bruce Willis, son olarak Alan Rudolph'un Kurt Vonnegut'un aynı adlı romanından uyarladığı ve başrolde Nick Nolte'nin de yer aldığı " Breakfast of Champions "adlı filmde rol adlı. Son olarak "The Story of Us"la seyircinin karşısına çıkan Bruce Willis, en son olarak M.Night Shyamalan'ın "Unbreakable" filminde oynadı. Filmografi: 2000 - Unbreakable 1999 - The Story of Us 1999 - The Sixth Sense 1999 - Breakfast of Champions 1999 - Franky Goes to Hollywood 1998 - The Siege 1998 - Armageddon 1998 - Mercury Rising 1997 - The Jackal 1997 - The Fifth Element 1996 - Last Man Standing 1995 - Twelve Monkeys 1995 - Die Hard: With a Vengeance 1994 - Nobody's Fool 1994 - Pulp Fiction 1994 - Color of Night 1992 - Death Becomes Her 1992 - The Player 1991 - The Last Boy Scout 1991 - Hudson Hawk 1991 - Billy Bathgate 1991 - Mortal Thoughts 1990 - The Bonfire of the Vanities 1990 - Die Hard 2 1990 - Look Who's Talking Too (seslendirme) 1989 - In Country 1989 - Look Who's Talking (seslendirme) 1988 - Die Hard 1988 - The Return of Bruno 1988 - Sunset 1987 - Blind Date 1987 - Moonlighting ( TV dizisi ) |
| Angelia Jolie | |
25 yaşında. Iki Altın Küre, bir de Oscar ödülü var. Bıçak kolleksiyonculuğu yapıyor; dokuz tane de dövmesi var. Bir dövmesinde "Kafesler içinde tutulan, çılgın kalpliler için bir dua..." diye yazıyor. Bu cümlenin kendi hayatını özetlediğini düşünüyor... Angelina Jolie... Beş yıl önce adını bile duymadığımız genç oyuncu, Denzel Washington, Nicolas Cage, Winona Ryder gibi oyuncularla başrol paylaşıyor; yeni roller için Catherine Zeta Jones ve Meg Ryan gibi oyuncularla yarışıyor; bir Oscar ödülü aldı bile ve şu anda çekimleri devam eden ünlü "Tomb Raider" filminde Lara Croft'u canlandırıyor. 25 yaşındaki kadın az zamanda bu kadar işi nasıl başardı? Gazete ve dergilere şöyle bir bakacak olursanız şu bilgileri edinirsiniz:"Eskiden mankendi. Oscarlı oyuncu Jon Voight'un kızı. 'Trainspotting' filminden Johnny Lee Miller ile evlenip boşanmıs. Şimdi Billy Bob Thornton ile evli. Bıçaklara ve dövmelere özel bir ilgi duyuyor. Tam dokuz tane dövmesi var... "Jolie, doğrusunu isterseniz, bıçak ve dövme merakına uyan, "tehlikeli" rollerle adını duyurdu. Bu filmlerde oynarken de skandallardan kaçınmadı. "The Bone Collector / Kemik Koleksiyoncusu"nda bir katilin peşindeki polisi canlandırırken "karanlık ve pis kokan", fareli tünellerde dolaşması gerekti. "Girl, Interrupted"da bir sosyopatı canlandırıyordu; canlandırdığı karakter çığlık çığlığa bağırırken, yatağa bağlanarak şok tedaviden geçirildi. Ilk kocası Johnny Lee Miller ile evlenirken, damadın adını kendi kanıyla sırtına yazdı. Bu konuda "Evleniyoruz işte. Insan düğününü özel hale getirmek için birazcık fedakarlıkta bulunabilir" dedi. Yeni kocasi Thornton ile beraber rol aldığı "Pushing Tin"de soyunması gerekti. Bu konuda "Bence çıplaklık hiç de rahatsız edici bir sey değil. Ayrıca kendi göğüslerimi öyle müthiş filan bulmuyorum" diye konuştu. "Gone in 60 Seconds / 60 Saniye" filminde de Ferrariler'e özel ilgisi olan bir araba hırsızını canlandırıyor. Angelina Jolie'nin dövmelerinden birinin kişiliğini de özetlediği söyleniyor. Tenessee Williams'in şiirlerinden birinden alınmış olan bu cümle şöyle: "Kafesler içinde tutulan, çılgın kalpliler için bir dua..." Jolie bu konuda ise "Evet, benim kişiliğimi özetliyor, ama o dövmeyi biraz herkes için yaptırdım. Kimse tamamen özgür değil. Herkesin yüreğinin bir yerinde o çılgınlık var. Onu dışarı çıkartamıyorlar, istediklerini yapamıyorlar veya olmak istedikleri kişiyle barışık değiller. Bu dövme hepimiz için..." diye anlatıyor.Açıkçası medya Jolie'ye, dövmelerine ve canlandırdığı karakterlere bayıldı; yakasını kolay kolay bırakmayacağa benziyorlar. Medyanın ona bu kadar ilgi göstermesiyle ilgili olarak da "Biliyor musunuz? Bence hepiniz biraz garipsiniz. Bütün medya kafayı mı yedi ne? Açıkçası, kendimle ilgili duyduğum hikayelerdeki yaratıcılık beni şaşırtmaya devam ediyor" diyor... Filmografi: 2001 - Tomb Raider 2000 - Original Sin 2000 - Gone İn Sixty Seconds 1999 - Girl, Interrupted 1999 - The Bone Collector 1999 - Pushing Tin 1998 - Playing by Heart 1998 - Hell's Kitchen ( TV filmi ) 1998 - Gia ( TV filmi ) 1997 - Playing God 1997 - George Wallace ( TV filmi ) 1997 - True Woman ( TV dizisi ) 1996 - Love Is All There Is 1996 - Foxfire 1996 - Mojave Moon 1995 - Hackers 1995 - Without Evidence 1993 - Cyborg 2: Glass Shadow 1992 - Lookin'to Get Out |
| Merly Streep | |
Birçok film eleştirmeni tarafından yaşayan en büyük kadın oyuncular arasında sayılan Meryl Streep, bu zamana kadar 11 defa aday gösterildiği Akademi Ödülü içinden yalnızca iki tanesinin sahibi olabildi.İlk önceleri Beverly Sills'in şefinden opera dersleri alan New Jersey'li oyuncu, ilgi duyduğu oyunculuğa yönelerek Yale Üniversitesi'nin drama bölümünden mezun oldu. İlk filmi " Julia " ( 1977 ) ile beklenmedik bir performans sergileyen Streep, bir sonraki sene " The Deer Hunter " daki rolü ile Oscar'a aday gösterildi. İlk seferinde başarılı olamayan oyuncu, Dustin Hoffman ile başrollerini paylaştığı " Kramer vs. Kramer ( Kramer Kramer'e Karşı, 1979 ) " ile Akademi Ödülü'nün sahibi oldu. Başarısının raslantısal olmadığını, 1982 yılında gösterime giren " Sophie's Choice " da canlandırdığı Nazi kampında odasına kapanmış bir anne karakteri ile ikinci kez Oscar'ı kazanarak kanıtladı. Çok farklı kadın karakterleri üstün bir oyunculukla canlandıran Streep, 10 yıl içerisinde sinema tarihinin unutulmaz filmlerinde boy gösterdi: " Silkwood " ( 1983 ); " Out of Africa " ( 1985 ); " Ironweed " ( 1987 ) ve " A Cry in the Dark " ( 1988 ) gibi filmlerle Oscar'a da aday gösterilen ünlü oyuncu bunun dışında, " The French Lieutenant's Woman ", " Postcards From the Edge " filmleri ile de Oscar'a uzanmayı denemiş, fakat başarılı olamamıştı. 1990'larla birlikte kendisine uygun roller bulamayan Streep, eski günleri arar bir hale geldi. Fakat 1995 yılında Clint Eastwood'un evli aşığını oynadığı " The Bridges of Madison County " ile bu inişe dur dedi. Bir sonraki sene mirasyedi bir kadını canlandırdığı " Marvin's Room " ile izleyicilere kendini tekrardan hatırlatan Streep, oyunculuğun dışına çıkarak yapımcılığa soyundu. 1997 yılında televizyon için çekilen " ...First Do No Harm " filminin yapımını üstlendi. İki sene süren bir ayrılıktan sonra tekrar sinemaya dönmeye karar veren Streep , William Hurt ve Renee Zellweger gibi oyuncuların yer aldığı " One True Thing " filmindeki performansıyla bir kez daha Oscar'a aday gösterildi. Brian Friel'in Tony Ödüllü aynı adlı oyunundan Pat O'Connor tarafından uyarlanan " Dancing at Lughnasa " filminde oynadı. Son olarak Roberta Guaspari-Tzavaras'ın gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan " Music of the Heart " ile En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildi. Sinema kariyerinde 12. kez Oscar adaylığına hak kazanan Meryl Streep, bu özelliğinden dolayı Oscar tarihinde Katharine Hepburn ile birlikte ayrı bir konuma sahip. Filmografi: 1999 - Music of the Heart 1998 - One True Thing 1998 - Dancing at Lughnasa 1998 - Chrysanthemum ( Anlatıcı olarak ) 1998 - Eternal Memory: Voices from the Great Terror ( Anlatıcı olarak ) 1997 - First Do No Harm ( TV filmi ) 1997 - Assignment: Rescue ( Anlatıcı olarak ) 1996 - Marvin's Room 1996 - Before and After 1995 - The Bridges of Madison County 1995 - The Living Sea ( Anlatıcı olarak ) 1994 - A Century of Woman ( TV dizisi ) 1994 - The River Wild 1993 - The House of the Spirits 1992 - Death Becomes Her 1991 - Race to Save the Planet ( TV dizisi ) 1991 - Defending Your Life 1990 - Postcards from the Edge 1989 - Rabbit Ears: The Fisherman and His Wife ( Anlatıcı olarak ) 1989 - She-Devil 1988 - A Cry in the Dark 1987 - Ironweed 1986 - Heartburn 1985 - Out of Africa 1985 - Plenty 1984 - Falling in Love 1984 - In Our Hands 1984 - Rabbit Ears: The Velveteen Rabbit ( Anlatıcı olarak ) 1983 - Silkwood 1982 - Sophie's Choice 1982 - Still of the Night 1981 - The French Lieutenant's Woman 1981 - Alice at the Palace ( TV filmi ) 1979 - Manhattan 1979 - Kramer vs. Kramer 1979 - The Seduction of Joe Tynan 1979 - Uncommon Women... and Others ( TV filmi ) 1978 - Holocaust ( TV dizisi ) 1978 - The Deer Hunter 1977 - The Deadliest Season 1977 - Secret Service ( 1977 ) ( TV filmi ) 1977 - Julia |
| Marilyn Monroe | |
Hollywood' un gelmiş geçmiş en meşhur aktristi olan Marilyn Monroe, 1926 yılında Haziran ayının ilk gününde dünyaya geldi. Asıl adı Norma Jeane Mortenson olan Monroe, babasının kim olduğunu öğrenme fırsatı bulamamış. Doğumuna çok az bir süre kala bir motosiklet satın alıp San Fransisco’ya giden babası, bir daha hiç geri dönmemiş. Birçok erkekle birlikte olan annesi Gladys, kızına babasından önceki aşkı Baker' ın ismini vermiş. Oldukça çekici bir kadın olan Gladys, RKO stüdyolarında film kesici olarak çalışıyormuş. Annesinin ağır bir sinir hastalığına yakalanarak hastaneye kaldırılması, Monroe’nun bundan sonraki yaşamını yetimhanede geçirmesine neden olmuş.1942 yılında henüz 16 yaşında olan Monroe, uçak tamircisi olan 21 yaşındaki James Doughtery ile evlendi. Dört yıl süren evliliğin ardından modellik yapmaya başladı. Altın sarısı saçları ve seksi gülüşüyle yarı çıplak pozlar veren Monroe, çekimler sırasında RKO' nun başkanı Howard Hughes’un dikkatini çekti. Hughes' un teklifi üzerine sinemaya transfer olan Monroe, daha büyük ve prestijli bir işte çalışma fırsatı yakaladığını düşünür. Altı aylık süre için hafta başına 125 dolar alacak olan yıldız, 1947 yılında ilk filmine imza attı. 1948 yılında unutulmaz filmlerinden birini gerçekleştiren Monroe, - Scudda Hoo! Scudda Hey - adlı filmde rol aldı. Filmdeki üç kısa sahnesinden ikisinde yarı çıplak bir halde görünen aktris, aynı yıl içerisinde daha iyi bir rolde oynama fırsatı yakaladı. - Dangerous Years - filmindeki Evie karakterini canlandıran Monroe, filmin başarısız olması üzerine büyülü ekrandan bir süre için ayrı kaldı. Fox şirketinin kendisiyle yeni bir kontrat yapmamasından dolayı boşta kalan aktris, bir yandan modelliğe devam ederken diğer yandan da oyunculuk dersleri almaya başladı. Columbia stüdyolarının 1948 yapımı - Ladies of the Chorus - adlı kısa filminde iki kez şarkı söyleme fırsatı bulan Monroe, filmdeki Peggy Martin rolüyle eleştirmenlerin dikkatini çekti. Columbia şirketinden de olumlu yanıt alamayan aktris, tekrar modelliğe döndü. 1949 yılında karşısına yeni bir fırsat daha çıkan Monroe, United Artist' in - Love Happy - filminde rol aldı. Aynı yıl birçok takvime çıplak pozlar veren güzel yıldız, 1953 yılında Playboy’a kapak oldu. 1950 yılı Monroe için güzel bir yıldı. Aktris, oynadığı iki filmdeki kısa rolleriyle ilgi çekmeyi başardı. - The Asphalt Jungle - ve - All About Eve - filmlerinde oynayan Monroe, daha sonra pek çok dalda Oscar’a aday gösterilen bu filmlerin aptal sarışını olarak anıldı. 1951 yılında - Love Nest - filminde bu sefer oyunculuğuyla ön plana çıkan Monroe, seksi imajına eklediği masumiyetle bir anda hayran kitlesini ikiye katladı. Ertesi yıl - Don' t Bother to Knock - filminde akli sorunları olan bir bebek bakıcısını canlandıran Monroe, daha sonra oynadığı - Monkey Business - deki platin sarısı saçlarıyla ticari filmler için iyi bir para kaynağı olduğunu gösterdi. Aynı yıl içerisinde beyzbol yıldızı Joe DiMaggio ile birlikte olan Monroe, kariyerinde giderek yükselmeye başladı. Betty Grable, Lauren Bacall ve Rory Calhoun gibi usta oyuncularla birlikte - How to Marry a Millionaire - filminde rol alan aktris, her ne kadar diğer oyuncuların yanında fazla dikkat çekmese de güzelliğiyle box office’e oynayan her filmde vazgeçilmez olduğunu ispatladı. 1954 yılının Ocak ayında Joe DiMaggio ile evlenen Monroe, ertesi yıl tüm zamanların en komik filmlerinden biri olan - The Seven Year Itch - de rol alarak komedi yönünü keşfetti. Evliliğini sekiz ay sonra noktalayan aktris, oynayacağı iki filmin yapım şirketleri tarafından iptal edilmesiyle birlikte bir süre ekrandan uzak kaldı. 1956 yapımı - Bus Stop - daki performansıyla eleştirmenleri, dramatik bir rolün üstesinden gelebileceği konusunda ikna eden Monroe, aynı yıl ünlü oyun yazarı Arthur Miller ile evlendi. Ertesi yıl İngiltere’ye giden aktris, - The Prince and the Showgirl - adlı filmde rol aldı. Filmler her ne kadar iş yapsa da fazla ağır bulunduğu için seyircinin beğenisini kazanamadı. 1958 yılında adını en çok duyuran komedi filmi - Some Like It Hot - da Tony Curtis ve Jack Lemmon ile birlikte oynayan Monroe, güzelliği ile yine insanları büyüledi. İşsiz kalan iki genç adamın kadın kılığına girerek kızlar bandosunda iş bulmasını konu alan film yılın en iyi iş yapan filmi olurken pek çok filme esin kaynağı olan Hollywood klasikleri arasına girdi. 1960 yılında kocası Arthur Miller’dan boşanan aktris, George Cukor' ın - Let’s Make Love - adlı filminde Tont Randall ve Yves Montand ile başrolü paylaştı. Monroe, filmin çekimleri sırasında Montand ile kısa süreli bir aşk yaşadı. 1961 yapımı " The Misfits " ile bitirilmiş son filmine imza atan Monroe, filmden hemen sonra kalp krizi sonucu hayata veda eden Clark Gable ile oynadı. Bir western olan filmde hem seyircileri hem eleştirmenleri memnun eden bir performans ortaya koyan aktris, ertesi yıl - Something’s Got to Give - adlı filmde oynamaya karar verdi. Fakat tam bu sırada şiddetli bir ateşe yakalanan Monroe, yüksek dozda yatıştırıcı ilaç alarak hayata gözlerini yumdu. Daha 36 yaşında olan aktris, yatağına uzanmış bir halde ölü olarak bulundu. Kariyeri boyunca 30 kadar filmde oynayan Marilyn Monroe, sinemada bir efsane haline gelerek tarihin unutulmaz isimlerinden biri haline geldi. Filmografi: 1961 - The Misfits 1960 - Let’s Make Love 1959 - Some Like It Hot 1957 - The Prince and the Showgirl 1956 - Bus Stop 1955 - The Seven Year Itch 1954 - River of No Return 1954 - There’s No Business Like Show Business 1953 - How to Marry a Millionaire 1953 - Gentleman Prefer Blondes 1953 - Niagra 1952 - Clash By Night 1952 - Don’t Bother to Knock 1952 - Monkey Business 1952 - O.Henry’s Full House 1952 - We’re Not Married 1951 - As Young As You Feel 1951 - Hometown Story 1951 - Let’s Make It Legal 1951 - Love Nest 1950 - All About Eve 1950 - The Asphalt Jungle 1950 - The Fireball 1950 - Right Cross 1950 - A Ticket to Tomahawk 1949 - Ladies of the Chorus 1949 - Love Happy 1948 - Scudda Hoo! Scudda Hey! 1948 - The Shocking Miss Pilgrim |
| Arnold Schwarzenegger | |
Polis şefi babasının bir futbol oyuncusu olarak yetiştirmek istediği Avusturya doğumlu Arnold Schwarzenegger, kariyerini body-building üzerine kurmayı tercih etti. 30 Temmuz 1947’de Avusturya’nın küçük bir kenti olan Graz’da dünyaya gelen aktör, Avrupa ve dünya çapında düzenlenen birçok yarışmada ödüller aldıktan sonra ( bunlara Mr. Olympia ödülü de dahildir.) kendine pek de mütevazi olmayan " Avusturya Meşesi" adını takarak (ancak mütevazi olmamakla birlikte, benzetme doğru bir benzetme sayılabilir) body-building şovları için Amerika’ya doğru yola çıkar. Koyu Avusturya aksanı ve yavaş konuşmasıyla başlangıçta bazılarına pek çıplak ve bodur bir ‘meşe’ gibi görünse de, Schwarzenegger gerçekte hırslı ve akıllı bir genç adamdır.Wisconsin Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Bölümü’nden dereceyle mezun olduktan sonra, yarışmalardan kazandığı parayı menkul değerlere ve posta siparişiyle çalışan bir body-building aletleri pazarlama şirketine yatırım yaparak değerlendirir. Böylelikle daha 22 yaşına gelmeden bir milyoner olan Schwarzenegger, şansını oyunculukta denemeye karar verir. Fiziğiyle yapımcıları etkilemeyi başaran aktör, zor telaffuz edilen soyadı sebebiyle ilk filmi olan " Hercules in New York"da Arnold Strong olarak kamera karşısına geçer. 1976 yapımı “Stay Hungry"de ise kendi adına geri dönecektir. 1979 da çekilen çizgi-filmvari bir western parodisi olan “The Villian"da ‘Yakışıklı Yabancı’ yı canlandırır. " Conan the Barberian " (1982) ve ardından gelen " Conan the Destroyer "( 1984) ile bir aksiyon filmi yıldızı olarak kendini kabul ettirir. “Terminatör"(1984) ile gerçek bir box- office başarısı yakalayan aktör, filmdeki “geri döneceğim" sözleriyle adeta çalışmalarının süreceğine işaret eder gibidir 1991’deki “Kindergarten Cop" da, hayatının anlamını öğretmenlikte bulan bir polis dedektifini canlandırır. Filmdeki polis rolünün tek sebebi ise babasının onu polis olarak görmek istemesidir. 1991’de " Terminator 2: Judgement Day" gösterime girer. Schwarzenegger’ın bir yıldız olarak yükselişini hızlandıran film, o ana kadar yapılmış en yüksek bütçeli filmdir- aynı zamanda en çok hasılat yapanlardan biri olur. Aktörün takip eden diğer aksiyon filmleri de " Terminator 2: Judgement Day" kadar masraflı olmakla beraber, hepsi, onun kadar başarı sağlamaz. “Last Action Hero"(1992) nın yarattığı hayal kırıklığını aktör, diğer aktör ve aktrislerin yaptığı gibi yapımcısına yüklemeyerek, bütün sorumluğu kendi üstlenir. 1990 yılında George Bush tarafından “Sağlık ve Spor Müdürlüğü"nde görev almak için çağrılınca, bu işi de aktörlükteki ciddiyetiyle ele alacaktır. Son yıllarda, aktörlüğün yanı sıra yönetmenliğe de el atan Schwarzenegger,1992’de 1945 yapımı “Christmas in Connecticut" ın yeni çevriminde yönetmenlik yaptı. Bunun yanı sıra 1994’te,1992’deki “Last Action Hero"nun başarısızlığını unutturacak “True Lies"a imza attı. Filmin sağladığı başarının ardından, Emme Thompson ve Danny DeVito ile başrolleri paylaştığı komedi filmi “Junior" ile izleyici karşısına çıktı. Box-office’de çok yükselememiş olsa da film, karışık yorumlara sebep oldu. Aktör, komedi filmlerine 1996’da gösterime giren ve gerek eleştirmenlerden, gerekse de seyirciden tam puan alan “Jingle All the Way" ile devam etti. İzleyicinin kendisini tekrar vurdulu kırdılı filmlerde görmek isteği üzerine “Batman & Robin"de rol alan Schwarzenegger, yeraldığı bütün aksiyon filmlerinde olduğu gibi box-office’de dünya çapında $130 milyonun üstüne çıkmasına rağmen, umduğu başarıyı elde edemedi. Sağlık problemleri nedeniyle iki yıl beyaz perdeden ayrı kalan aktör, 1999’da “End of the Days" daki dünyayı kurtarmaya çalışan kahraman rolüyle tekrar setlere döndü. Schwarzenegger’ın 2000 yılı yapımı olan son çalışması “The 6th Day", klonlamayı konu alan bir gerilim filmi. Filmografi: 2000 - The 6th Day 1999 - End of Days 1997 - Batman & Robin 1996 - Eraser 1996 - Jingle All the Way 1994 - A Century of Cinema 1994 - Junior 1994 - True Lies 1993 - Last Action Hero 1993 - Dave 1991 - Terminator 2: Judgement Day 1990 - Kindergarten Cop 1990 - Total Recall 1988 - Twins 1988 - Red Heat 1987 - The Running Man 1987 - Predator 1986 - Raw Deal 1985 - Red Sonja 1985 - Commando 1984 - The Terminator 1984 - Conan the Destroyer 1982 - Shape Up With Arnold 1982 - Conan the Barberian 1980 - The Jayne Mansfield Story 1979 - The Villain 1979 - Scavenger Hunt 1977 - Pumping Iron 1976 - Stay Hungry 1973 - The Long Goodbye 1970 - Hercules in New York |
|
|